En büyük Atatürk rölyefi törenle açıldı

23 06 2008

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karargâh Binası “nın kuzey duvarına monte edilen Atatürk konulu rölyef dün Genelkurmay Başkanı Org . Yaşar Büyükanıt ve kuvvet komutanlarının katıldığı törenle açıldı.

2007″de geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitiren heykeltıraş Prof. Dr. Tankut Öktem “in yapımına başladığı ve ölümünün ardından kızlarının tamamladığı rölyef, Türkiye “deki en büyük Atatürk rölyefi olma özelliğini taşıyor. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç , heykelleri büyük yapmakla Atatürk “ün büyük olmayacağını söyledi. Oramiral Ataç , Atatürk “ün Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK ) ve halkın gönlündeki büyük yerini koruduğunu kaydetti.



Tankut Öktem’in ‘Tarihe Saygı’ heykeli tamamlandı

13 03 2008

İstanbul’da 6 Aralık 2007′de geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden “Devlet Sanatçısı” unvanlı, ünlü heykeltıraş Prof. Tankut Öktem’in ölümünden önce üzerinde çalıştığı önemli eserler arasında yer alan, Çanakkale Savaşları’nı anlatan en büyük heykel olma özelliği taşıyan “Tarihe Saygı Anıtı”, atölye çalışanları tarafından tamamlandı. OPET’in “Tarihe Saygı Projesi” kapsamında yaptırılan anıt, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 93. Yıldönümü törenleri öncesinde 17 Mart Pazartesi günü Çanakkale’nin Eceabat ilçesinde açılışı yapılacak “Tarihe Saygı Parkı”nda yerini alacak.

Öktem’in, “sağ kolum” diye nitelendirdiği Mustafa Doğan, 8-10 kişilik bir ekip tarafından, iki parça halinde hazırlanan anıtın, bugün TIR’la Çanakkale’ye götürülerek parka monte edileceğini söyledi. Doğan, 9 metre yüksekliğinde 3 metre enindeki anıtın 4×4 metre ebadındaki bir kaide üzerine oturtulacağını ifade etti.



Eskilerden bir yazı : İstanbul’a Kibele heykeli

12 03 2008

Emel ARMUTÇU.2001 Heykeltıraş Mehmet Aksoy’un Kibele’si, 20 yıllık bir düşün gerçekleşmesi. Bu heykel aynı zamanda doğduğu topraklar olan Anadolu’da yapılmış ilk örneği. 15 Haziran’da İstanbul Levent’teki İş Bankası Kuleleri’nin önüne yerleşecek. Aksoy, kuleler için bir Nike, bir de Danseden Atatürk heykeli yapacak.

Bu mesajı okuyun



Çanakkale heykeline ayıp boyası

8 03 2008
  8 Mart 2008
 
 
 
Ayıp boyası

Çanakkale Savaşları sırasında kaldırdığı 275 kiloluk top mermisiyle destan yazan Seyit Onbaşı’nın heykelinin boyaları döküldü.

Cam elyaf takviyeli polyester malzeme kullanılıp bronz patine ile boyanan 5 metre yüksekliğindeki heykelde, 2 yıl içinde beyaz lekeler oluştu. Ziyaretçiler heykelin durumuna tepki gösterdi.



Kadın heykeli regl oldu!

6 03 2008

TÜRK Kadınlar Birliği Edirne Şubesi tarafından yaptırılan Özgür ve Çağdaş Kadın Heykeli’ne ikinci kez saldırıda bulunuldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin 80’inci yıldönümü anısına hazırlanan heykelin vajina bölümü …

TÜRK Kadınlar Birliği Edirne Şubesi tarafından yaptırılan Özgür ve Çağdaş Kadın Heykeli’ne ikinci kez saldırıda bulunuldu. Türkiye Cumhuriyeti ’nin 80’inci yıldönümü anısına hazırlanan heykelin vajina bölümü kırmızıya boyandı. Özgür ve Çağdaş Kadın heykeline 2006 yılında da bir saldırı yapılmıştı. Heykel sökülmeye çalışılmış ve çevresindeki ışıklandırma lambaları hasar görmüştü. Olayla ilgili olarak Emniyet güçleri soruşturma açmış, Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi ise yapılan saldırıyı kınamıştı. Heykel saldırının ardından kısa sürede yerine dikilmişti. Heykel, yeniden onarılacak.



Dikmen’e yeni bir Çetin Emeç Anıtı yapılıyor

4 03 2008

İstanbul’da 7 Mart 1990’da uğradığı suikast sonucu yaşamını kaybeden Hürriyet’in eski Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç anısına Ankara’da yapılan heykel, alkollü sürücünün otomobiliyle çarpması sonucu yıkılmıştı.

Dikmen’deki Çetin Emeç Bulvarı’ndaki alt geçitten 06 TYE 04 plakalı araç, kontrolünü kaybederek, iki şeridin ortasında yer alan heykele çarpmış, kaza sonucu heykel paramparça olmuştu.

Bu olayın üzerinden 7 aya yakın süre geçti. Sonunda anıtın yenisi Dikmen’de bulunan Çetin Emeç Bulvarına yapılıyor.

NOT: Resimde yapılacak anıtın minyatürü görülmektedir (Kırmızı ile işaretli)
Haber:Bekir KILIÇ(PUSU)(Sendeyolla.com)

Bu mesajı okuyun



Leyla Gencer’in heykelini gerçekleştirmeliyiz

29 02 2008

ÖNCE Zeynep Oral’ın Leyla Gencer Heykeli Maçka’ya (Cumhuriyet, 8 Şubat 2008) yazısındaki bilgiyi özetlemeli.

Oral, Leyla Gencer ile bir lokantada yemek yerken, onu heykelci Huşper Akyürek ile tanıştırıyor. Akyürek, onun heykelini yapmak için müsaade istiyor, Leyla Gencer de, “İzin veriyorum” diyor.

Bu mesajı okuyun



Barış heykelinin güvercini çalındı

27 02 2008

Edirne `de barışı simgeleyen heykelin elinde bulunan güvercin, kimliği belirsiz kişiler tarafından çalındı.

Şehir merkezindeki aydınlatma ışıklarının kırılmasından sonra bu kez heykeller saldırıya uğradı. Birinci Murat Mahallesi Haşim İşcan Caddesi üzerindeki kavşağa konulan ve barışı simgeleyen iki kadın heykelinden birinin elindeki güvercin ortadan kayboldu. Kaybolan heykelin bulunması için çalışmalar sürüyor.



Rehberler eski heykele karşı

23 02 2008

Seyit Onbaşı`nın iki yıl önce değiştirilen, mermiyi kucağında taşıyan heykeli, heykeltraşın ailesinin isteği üzerine tekrar eski yerine konacak.

ÇANAKKALE -Çanakkale savaşlarının sembol isimlerinden Seyit Onbaşı `nın iki yıl önce değiştirilen, mermiyi kucağında taşıyan heykeli, heykeltraşın ailesinin isteği üzerine tekrar eski yerine konacak.

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı içindeki Kilitbahir köyünde Mecidiye Tabyası önünde bulunan ve mermiyi Seyit Onbaşı `nın kucağında gösteren heykel, yerel tarihçilerin itirazları sonrası iki yıl önceki 18 Mart törenlerinde mermiyi sırtında taşıyan heykelle değiştirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından değiştirilen heykellerden eskisi, o tarihte Bakanlık Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü bahçesine konulmuştu.

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı `ndan alınan, mermiyi kucağında gösteren heykeli yapan ve bir süre önce yaşamını yitiren Hüseyin Anka`nın ailesi, heykelin eski yerine götürülmesi için yetkililere başvurdu. Başvuruyu değerlendiren bakanlık yetkililerinin olumlu cevap verdiği bildirildi. Yetkililer, eski heykelin yerine konulmasının ardından mermiyi sırtında taşıyan ve halen ziyarete açık olan yeni Seyit Onbaşı heykelinin ise Mecidiye Tabyası `nda sergileneceğini belirtti.

Bu durum karşısında şaşkına döndüklerini söyleyen bölgedeki yerel rehberlerden araştırmacı yazar Mehmet İhsan Gençcan, “Eski heykel yapıldığında, yerel rehberler olarak karşı çıktık. Heykelin yanlış tasvir edildiğini söyledik. Bu hata, iki yıl önce gecikmeli de olsa telafi edildi. Bölgeye gelen ve müzeleri gezenler, Seyit Onbaşı `nın mermiyi sırtında kaldırdığını gösteren orijinal fotoğrafı görüyor, heykeli gördüklerinde ise kafaları karışıyordu. Eski heykel yerine konulduğunda aynı kafa karışıklığı devam edecek” dedi.



Rahmi Aksungur’dan kent heykelleri yorumu

22 02 2008

Günümüz heykel sanatının en önemli isimlerinden biri kabul edilen Rahmi Aksungur , `Kamusal alandaki heykel sayısı refahla ilgilidir. Refah arttıkça heykellerin sayısı da artacaktır` diyor.

6 yaşında heykele başladı. Bilinçli olarak heykel bölümünü seçti . Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü `nü bitirdi. Diploma tezi ile “üstün başarı ödülü”ne layık görüldü. 1982`de aynı üniversiteye araştırma görevlisi olarak atandı. Halen Mimar Sinan Üniversitesi Rektörü olarak görev yapıyor. 2001`de aldığı Sedat Simavi Ödülü `nün de aralarında olduğu 24 ödüle sahip. Yurtiçinde ve dışında kamusal alan ile yapılarda birçok heykeli var.

Rahmi Aksungur , hem ağır sorumluluk gerektiren rektörlüğü hem heykel çalışmalarını uyum içinde sürdürüyor. “Mimar Sinan 125 yıllık bir sanat kurumu, kendimi kuşaklar boyu sanatla uğraşmış bir evde yaşıyor gibi hissediyorum. Hocalık, eğitimcilik de hayatın içinde olan bir şey. Geceleri çalıştığım için de zor olmuyor” diyor.

30 yıla yakın bir süredir heykelle iç içe bir yaşam sürdüren Aksungur , Evin Sanat Galerisi `nde açtığı 7. kişisel sergisine 6-7 ay gibi bir sürede hazırlanmış. “Tabii ki bellekte tüm bu tasarımlar bitmiş ise geriye teknolojiyi kullanarak uygulamak kalıyor. Heykel bir tasarım sürecinin sonunda oluşur, heykeltıraş sadece kütleye form kazandırmaz, onun mekânına ve boyutlarına da karar verir” diyor Aksungur , ilk kez sergi açtığı Evin Sanat Galerisi `nde heykellerini mek âna yerleştirirken.

Bellekte bitmeyen iş ruhsuzdur

Aksungur `a göre heykelin yaratım süreci 3 boyutlu düşünürken başlıyor. Tasarlanan yapıtın ölçüsü, çevreyle ve insanla ilişkisi çok önemli. Aksungur bunu şöyle anlatıyor: “Büyük ölçekli bir çalışmaysa yapıtın etrafında dönüyor, eğer ufak bir çalışmaysa yer alacağı mek ânın ışıkla etkisini düşünerek heykeli uzayda çeviriyorum. Fakat bu insan beyninin yaptığı tasarım sürecinin seçenekleri, bilgisayar programlarının kapasitesinden yüz binlerce kat daha fazla. İnsan beyni müthiş bir şey, 3 boyutlu tasarlıyor; yetmiyor, varyasyonlarını üretiyor, beğenmiyor, atıyor. Sanıyorum bu atma da çok yer işgal etmesin diye. Zaten sonra da ne yapacağınızı biliyorsunuz. Eğer bellekteki bu süreç içinde heykel bitmemişse zorlama, ruhsuz bir şey ortaya çıkıyor. Tinsel değer dediğimiz şey çok önemli; içinde sosyal koşullar, sosyal ölçütler, gelenekler var. Çok boyutlu düşünmeyi ancak iyi eğitim görenler ve öğrenme sürecini hangi yaşta olursa olsun sürdürenler başarabiliyor.”

Rahmi Aksungur `un heykellerinin karakteristiğinden biri de tarih, mitoloji , bulunduğumuz topraklarda yaşamış uygarlıklar ve özellikle de hayranlık duyduğu Selçuklu mimarisinden izler taşımasıdır.

Bu sergisinde de gündelik yaşamda her an karşımıza çıkan kedi, baykuş , balık, karga, lale ve insan gibi figürler mitolojiden imgelerle harmanlanmış bir biçimde karşımıza çıkıyor. Heykellerin hepsi birbirinden kişilikli. Birbirlerinin önüne geçmiyorlar ama sevilmeyi bekleyen kedi, öpücük, uçmaya çalışan kırmızı karga ve mavi kod adlı kırmızı balık, bay K renk avantajıyla diğerlerinden daha fazla göz alıyor denebilir.

Aksungur , bu kez heykellerinde malzeme olarak bronz ve ahşap kullanmış. Bir heykeltıraş için renk kullanmak çok zor olmasına karşın, rengin ışığa anlam verdiğini söylüyor. Kimi objelerde kullandığı kırmızı rengin tonunu bulmak neredeyse üç ayını almış.

Mimari ve heykel kardeş gibidir

Ona göre, heykel sanatının resimle yakınlığı pek yok fakat mimariyle bağı çok yoğun: “Çünkü ikisinde de kütle ve mekân anlayışı var. Tek fark mimaride fonksiyonlar önde tutuluyor, heykelde ise tinsel fonksiyonlar. Tarihe baktığımızda M.Ö. 3 binlerden kalma imzalı heykeller varsa bu heykelin etkisinin bilinerek yapıldığı anlamına gelir. O yıllarda imzalı resim yoktu. Heykel insan ve çevreyle çok fazla etkileşim içindedir. Bu yüzden de heykelci geçmişi yok sayamaz.”

Şehir planlamasına çok önem veren Aksungur , mimari ve heykeli kardeş çocukları olarak görüyor. Kamusal alanda heykelin yaygınlaşması için mimar, heykeltıraş ve belediyelere büyük iş düşüyor. Kent, insanların içinde yaşadığı büyük bir ev. Hepimiz hisse sahibiyiz. Bir belediye reisi şehir planlamacı ya da mimarsa çok avantajlı. Yakında belgelemek adına bugüne dek yaptığı büyük uygulamaların proje sergisini açmayı düşünüyor.

“Heykel, henüz resim gibi evlerimize girmedi. Kamusal alanda da genellikle araç olarak kullanılır, bu konuda ne düşünüyorsunuz” diye sorduğumda Aksungur şu yanıtı veriyor: “Heykel evin içinde bir canlı gibidir, mek ân talep eder, bu yüzden evlerde kullanmak kolay değildir. Kamusal alandaki heykellere gelince; bu refah düzeyi ile ilgili. Refah arttıkça heykeller fazlalaşacaktır. Haklısınız, heykeller bizde araç olarak kullanılıyor . Bu başka ülkelerde de böyledir. Hatta araç olmaktan çıktığı anda sorgulanır ve kaldırılır.”

Aksungur , bir sanat olayının araç olarak kullanılmasının sosyal açıdan bir toplumu yanlış yönlendirmek olduğunu vurguluyor: “Sanatın kendisi bir amaçtır ama toplumlarda şöyle bir ihtiyaç var onu da yadırgamamalı. Toplumlar yaşadıkları zaman sürecini sürekli kılmak istiyor. Anıtmezarlar, dev piramitler bundan kaynaklanıyor. Bu açıdan baktığımızda haklılarmış. O anıtlar, heykeller o toplum hakkında bugüne bilgi de taşıyor.”






Fotoğraf Sergisi Sponsoru

Çankaya Belediyesi
Saltur Turizm ve Seyahat Acentesi


Proje Tanıtımı'na destek verenler

Radyo ODTÜ
Ankara Life Dergisi
Milliyet Gazetesi
Hürriyet Gazettesi


Link veren siteler

WOW Turkey.com
Sendeyolla.com